Pia

Sonra dedim ki, “O’nu senden, ondan, bundan, şundan değil de kendisinden tanımak isterdim.” İşte benim ne zamandan beridir anlatmak isteyip de anlatamadığım şey, böyle bir anda dökülüverdi dudaklarımdan.
O’nu kendisinden tanımayı, o’nunla ilgili bildiğim her şeyleri o’ndan öğrenmiş olmayı nasıl da isterdim. O beni yine sevmesindi, olsundu, ama en azından konuşsabilseydik. Dün neler yaptığını sorabilseydim mesela, o da anlatsaydı. Ya da canı bir şeye sıkkınken neyi olduğunu sorabilseydim. Ben o’nu ne de güzel dinlerdim. Hatta, o’nu en güzel ben dinlerdim.
Öyle bir şey ki, aşık olduğun ses tonunu yalnızca uzaktan duyabilmek. Hem de o’nun bu kadar yakınındayken ve üstüne üstlük uzak mesafe ilişkisi yaşayan aşıkların aralarına kilometreler, şehirler giriyorken. 
Adını en güzel söyleyen insandan adını hiç duyamamak.
En büyük mutsuzluklardan biri de neymiş biliyor musunuz ?
Konuşmaya en çok ihtiyacının olduğu insanla hiç konuşamamak. Ve tüm o konuşamadıklarınızın, ağırlaşıp yüreğinize fil misali oturması. 
Nefes alamıyorum.

“You told me everything, by saying nothing.”

Pia

Berfin, İzmir.
17 Mayıs 1996.
Genelde "Küçük Adam" diye bahsettiğim, yakın zamanda kaybettiğim canım kardeşimdir.